kultur
Êzdîkî Folklor Külliyatı: Met'elok, Çîrok, Kilam, Deyimler, Konuşma
8 doğrulanmış · Wikimedia Commons · CC lisansı
🖼 Görseller
Özel öğrenme uygulaması ezdixan.de (Êzîdî / Êzdîkî) için derlenmiş folklor külliyatı. Ana külliyat: Heciyê Cindî „Met’elok û gotinên pêşiya k’urda" (Erivan 1959, 2. baskı 1976), Casimê Celîl „Zargotina k’urda" (Folklor derlemesi, 1957–1962, Moskova/Erivan), Ordîxanê Celîl & Casimê Celîl „Zargotina k’urdên Sovêtê" (Erivan 1978), Tosinê Reşîd „Dîroka edebîyeta k’urdî" (Erivan 1980’ler) ve ayrıca Hozanê Sînem (Sînem Têl-A-Qedo), halk şarkısı kayıtları Riya T’eze / Radyo Erivan 1955–1990. Êzdîkî, ezdixan.de’de Êzîdîlerin kendi dili olarak ele alınır, Kürtçe olarak değil. Oluşturulma: 2026-05-21.
İçindekiler
- Ön söz, Yöntem, Kaynak Düzeyleri
- Kaynakça
- Bölüm A, Met’elok (Atasözleri)
- Bölüm B, Çîrok (Halk Anlatıları)
- Bölüm C, Kilam (Şarkılar)
- Bölüm D, Deyimler & Söz Kalıpları
- Bölüm E, Bayram Kutlamaları
- Bölüm F, Günlük Konuşma Cümleleri
- Alıntı Sözcükler, Tabular, Belirsizlikler Üzerine Notlar
Ön söz, Yöntem, Kaynak Düzeyleri
Dil & Yazı. Ana yazı sistemi Latin Hawar/Bedirxan yazısıdır (1932); Kafkasya kaynaklarında ek olarak Kiril Cindî imlası (Heciyê Cindî 1946, Riya T’eze) kullanılır. Mevcut olduğu yerlerde her iki yazım da paralel olarak verilmiştir.
Külliyat Seçimi. Yalnızca belgelenebilir Êzîdî ya da Ermeni-Gürcü-Rus-Êzîdî kaynaklarından gelen metinler dikkate alınmıştır. Belirgin İslami nitelik taşıyan atasözleri (örneğin Arapça-İslami okunuşuyla Xwedê, Şeytan, Hz. Muhammed ile) dışlanmış ya da Êzîdî değeriyle (Xudê / Êzî anlamında Xwedê) yeniden ifade edilmiştir.
Güven Düzeyleri.
- A: ≥ 2 bağımsız kaynakla belgelenmiş (Cindî + Celîl ya da Cindî + Reşîd vb.), metin kararlı.
- B: 1 ana kaynakla belgelenmiş ya da metinde hafif varyasyonlar.
- C: Varyant / sözlü işitilmiş / yazım belirsiz / anadil incelemesi gerekiyor.
Alıntı Sözcükler. Arapça / Türkçe / Farsça alıntı sözcükler bir işaretle belirtilmiştir:
- [ar.] = Arapça alıntı sözcük
- [tr.] = Türkçe
- [fa.] = Farsça / İrani (Êzîdî olmayan)
- [arm.] = Ermenice
- [rus.] = Rusça
Êzîdî Değerler Sistemi. Birçok atasözünde merkezî olanlar: Namûs (onur), Mêvanperwerî (misafirperverlik), Hurmeta mezinan (büyüklere saygı), Sond/Bira-Bratî (kardeşlik bağı), Avên zêrîn / Roj (güneşin, suyun, ekmeğin kutsallığı), Xêr-bêr (mutluluk & bereket). Bu değerler „Bağlam" sütununda öne çıkarılmıştır.
Müslüman Kalıplarından Kaçınma. Tüm selamlama/kutlama kalıplarında yalnızca Êzîdî ifadeler kullanılır: Xêr be, Bi xêr hatî, Mala te ava, Sersala te pîroz be. Selam aleykum yok (yalnızca kaçınılacak bir not olarak), İnşallah yok, Maşallah yok, Bismillah yok.
Kaynakça
Akademik / yayımlanmış (A):
- Cindî, Heciyê (1959, 2. genişletilmiş baskı 1976): Met’elok û gotinên pêşiya k’urda. Erivan: Haypethrat / Sovêtakan Grogh. Ermenistan’ın Êzîdî köylerinden (Alagyaz, Aparan, Talin, Aragats) ~2300 atasözü. [Cindî 1959]
- Celîl, Casim (1957): Zargotina k’urda, k’ilam, lawik, dîlok. Erivan: Haypethrat. [Celîl 1957]
- Celîl, Ordîxan & Celîl, Casim (1978): Zargotina k’urdên Sovêtê (2 cilt). Erivan: Sovêtakan Grogh. [Celîl & Celîl 1978]
- Reşîd, Tosinê (1985): Dîroka edebîyeta k’urdî, folklor. Erivan. [Reşîd 1985]
- Cindî, Heciyê (1962): Hek’yatêd cimaeta k’urdaye Ermenîstanê (Sovyet Ermenistanı Êzîdî halk anlatıları). Erivan. [Cindî 1962]
- Rudenko, Margarita (1970): Kurdskie narodnye skazki (Курдские народные сказки). Moskova: Nauka. Tiflis & Erivan’dan Êzîdî anlatıcılarla. [Rudenko 1970]
- Şamîlov, Erebê (1935): K’urdê elegezê (Êzîdî romanı, folklor ekiyle). Erivan. [Şamîlov 1935]
Süreli yayınlar / sözlü kayıtlar (B):
- Riya T’eze (gazete, Erivan 1930–günümüz, Kiril yazısıyla Êzîdî/kurmancî): Folklor köşesi „Ji devê pîrê" 1955–1989. [RT]
- Radyo Erivan, Êzîdî programı 1955–1990, Sînem (Sînemxan Têl-A-Qedo), Egîtê Têcir, Karapetê Xaço, Aslîka Qadir, Şeroyê Biro kayıtları. [RY]
- Wîkîpediya (Êzîdî-Kurmancî), Kategorî:Met’elên k’urdî, Çîrok, Cindî ile karşılaştırılmıştır. [WK]
- Êzîdî Pîr Konferansı Hannover 2018, Pîr Mamoyê Xidir’in sözlü atasözü derlemesi. [PMX]
Topluluk / kaynak kişi temelli ©:
- Êzîdî Akademisi / Lalîş Merkezi Oldenburg: Halk şarkısı ve atasözü listeleri, çevrimiçi & basılı. [LZO]
- Aliyê Dêrsim & Şefik Tagay (2019): Diasporanın gündelik yaşamında Êzîdî atasözleri. Celle özel baskısı. [TaD]
Bölüm A: Met’elok (Atasözleri)
72 kayıt. „Kaynak" sütununda kaynak kısaltmaları. Kiril yazımı Cindî sistemini (Riya T’eze) izler, kısmen Heciyê-Cindî 1946 özel işaretleriyle (Ö = Ö, Q’ = Q’, T’ = Т’, K’ = К’).
A.1: Topluluk, Aile, Misafirperverlik
| # | Hawar | Kiril (Cindî) | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Av û nan bira ne. | Ав у нан бьра не. | Su ve ekmek kardeştir. | En değerli olan paylaşılır, kutsal bir görev olarak misafirperverlik. | Water and bread are brothers. | Вода и хлеб, братья. | Yemekte, bir misafir geldiğinde; Mêvanperwerî’yi vurgular. | Cindî 1959, Celîl 1957 | A |
| 2 | Mêvan ji Xwedê ye. | Мэван жь Хwэдэ йе. | Misafir Tanrı’dandır. | Misafiri geri çeviren, kutsala hakaret eder. | The guest is from God. | Гость от Бога. | Bir yabancının dahi neden korunduğunun gerekçesi. | Cindî 1959, PMX | A |
| 3 | Mala bê mêvan kor e. | Мала бэ мэван к’ор е. | Misafirsiz ev kördür. | Kimseyi ağırlamayan evin ışığı/onuru yoktur. | A house without a guest is blind. | Дом без гостя слеп. | Misafirperver bir evin övgüsü. | Cindî 1959 | B |
| 4 | Xwîn av nabe. | Хwын ав набе. | Kan suya dönmez. | Akrabalık kalıcıdır, aile bağları çözülmezdir. | Blood does not become water. | Кровь не становится водой. | Kavgaya rağmen aileye bağlı kalındığında. | Cindî 1959, Celîl 1957 | A |
| 5 | Bira birê re piştmêr e. | Бьра бьре р’е пьшт’мэр е. | Kardeş kardeşe arka çıkandır. | Kardeşler birbirinin dayanağıdır. | A brother is a back-stander to his brother. | Брат брату опора. | Kavgada / yardım gerektiğinde. | Cindî 1959 | A |
| 6 | Ji ya dê û bavî der nakeve. | Жь йа дэ у бави дэр нак’эве. | Ananın ve babanın sözünden çıkılmaz. | Ana baba sayılır; büyüklere saygı. | One does not stray from the words of mother and father. | От слов матери и отца не отступают. | Terbiye, çocuk karşı çıktığında. | Cindî 1959, TaD | A |
| 7 | Hurmeta mezinan, bextê biçûkan. | Hуp’мэт’а мэзьна, бэхт’э бьч’ук’а. | Büyüklere saygı, küçüklerin mutluluğudur. | Büyüklerini sayanın işi iyi gider. | Respect for elders is the fortune of the young. | Уважение к старшим, счастье младших. | Çocukların terbiyesi. | Celîl 1957, PMX | A |
| 8 | Dayika mirov bihişta wî ye. | Дайьк’а мьров бьhьшт’а wи йе. | İnsanın anası onun cennetidir. | Ana en yücedir. | One’s mother is one’s paradise. | Мать человека, его рай. | Ananın övgüsü; düğünde. | Cindî 1959 | B |
| 9 | Mal mala bavan e, lê dil dilê dayikê ye. | Мал мала бавана е, лэ дьл дьле дайькэ йе. | Ev babanındır, ama yürek ananındır. | Baba düzen verir, ana sevgi. | The house is the father’s, but the heart is the mother’s. | Дом отца, а сердце матери. | Ailedeki rolün tanımı. | Cindî 1959 | B |
| 10 | Ode jin xuya ye, mal mêr xuya ye. | Одэ жьн хуйа йе, мал мер хуйа йе. | Misafir odasından kadın, evden erkek belli olur. | Kadın yemek odasını/misafirperverliği biçimlendirir, erkek evi. | The guest room shows the wife, the house shows the husband. | По комнате видна жена, по дому, муж. | Ev yapımı / düğün. | Cindî 1959 | B |
| 11 | Zarokê bê dapîr, daristanê bê dar. | Зарокэ бэ дап’ир, дарьстанэ бэ дар. | Büyükanesiz çocuk, ağaçsız orman. | Büyükanne-büyükbaba olmadan çocukluk çıplaktır. | A child without a grandmother is a forest without trees. | Ребёнок без бабушки, лес без деревьев. | Büyükannenin övgüsü. | Celîl 1957, RT | A |
| 12 | Birayê bê xwîşk, baxçê bê gul. | Бьрайэ бэ хwышк’, бахч’е бэ гул. | Kız kardeşsiz erkek kardeş, çiçeksiz bahçe. | Kız kardeşler ailenin çiçeğidir. | A brother without a sister is a garden without flowers. | Брат без сестры, сад без цветов. | Kız kardeş gününde (Şîn-Êziyê). | RT, LZO | B |
A.2: Onur, Söz, Güvenilirlik
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 13 | Namûsa mirov ji canê wî ezîztir e. | Намуса мьров жь жане wи эзизт’ьр е. | İnsanın onuru canından daha değerlidir. | Onur, candan önce gelir, Êzîdî temel değeri. | Honor is dearer than life. | Честь дороже жизни. | Ahlaki kararlarda, düğünde, yeminde. | Cindî 1959, Celîl 1957 | A |
| 14 | Gotina mêr, sond. | Гот’ьна мер, сонд. | Erkeğin sözü yemindir. | Söz vermek yemindir. | A man’s word is an oath. | Слово мужчины, клятва. | Anlaşmada, söz vermede. | Cindî 1959 | A |
| 15 | Sond bi rojê û heyvê, sond bi Êzî. | Сонд бь рожэ у hэйвэ, сонд бь Эзи. | Güneş ve ay üzerine yemin, Êzî üzerine yemin. | En yüce Êzîdî yemini. | Oath by sun and moon, oath by Êzî. | Клятва солнцем и луной, клятва Эзи. | Tören niteliğinde yeminde. | Cindî 1959, PMX | A |
| 16 | Mêrê bê gotin, darê bê pel. | Мере бэ гот’ьн, дарэ бэ п’эл. | Sözünü tutmayan erkek, yapraksız ağaçtır. | Sözünden dönenin değeri yoktur. | A man without his word is a tree without leaves. | Мужчина без слова, дерево без листьев. | Güvenilmezleri kınama. | Cindî 1959 | A |
| 17 | Derew bavê her xirabiyê ye. | Дэрэw баве hэр хьрабийе йе. | Yalan, her kötülüğün babasıdır. | Yalandan her kötülük doğar. | A lie is the father of every evil. | Ложь, отец всякого зла. | Çocuk terbiyesi. | Cindî 1959 | A |
| 18 | Yê ku derewan dike, qet jê bawer nakin, gava rast bibêje jî. | Е к’у дэрэwан дьк’е, к’эт’ же бавэр’ нак’ьн, гава раст бьбэже жи. | Yalan söyleyene, doğru söylese bile artık inanılmaz. | İnandırıcılık bir kez yitirilir. | A liar is not believed even when telling truth. | Лжецу не верят, даже когда он говорит правду. | Çocuklara uyarı. | Cindî 1959, TaD | A |
| 19 | Riya rast ya here dûr be jî, dawiya wê xêr e. | Рийа раст йа hэр’э дур бе жи, даwийа wэ хэр е. | Doğru yol en uzak olsa bile, sonu mutluluktur. | Dürüstlük sonunda kazandırır. | Even if the straight road is long, its end is blessed. | Даже если прямая дорога длинна, её конец, благо. | Hayat öğüdü. | Celîl 1957 | B |
| 20 | Av çiqas dûr biherike, lê li hêvîya çemê xwe ye. | Ав ч’ьк’ас дур бьhэрьк’е, лэ ль hевийа ч’эме хwэ йе. | Su ne kadar uzağa akarsa aksın, kendi ırmağına özlem duyar. | Köke dönüş yasadır. | However far water flows, it longs for its river. | Как далеко вода ни течёт, тоскует по своей реке. | Diaspora Êzîdîlerine. | Cindî 1959, RT | A |
A.3: Emek, Çaba, Sabır
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 21 | Bê xebat nan tune. | Бэ хэбат’ нан т’унэ. | Emeksiz ekmek yoktur. | Çalışmayanın bir şeyi olmaz. | Without work, no bread. | Без труда нет хлеба. | Çalışmaya terbiye. | Cindî 1959 | A |
| 22 | Dest destê dişo, herdu jî rûyî. | Дэст дэстэ дьшо, hэрду жи руйи. | Bir el öbürünü yıkar, ikisi birlikte yüzü. | İş birliği herkese yarar. | One hand washes the other, both wash the face. | Рука руку моет, обе, лицо. | Komşu yardımlaşmasında. | Cindî 1959 | A |
| 23 | Sebir mift’ahê felatê ye. | Сэбьр мьфт’аhэ фэлат’э йе. | Sabır, kurtuluşun anahtarıdır. | Sabır hedefe ulaştırır. | Patience is the key to deliverance. | Терпение, ключ к спасению. | Zorluklarda. | Cindî 1959, Celîl 1957 | A |
| 24 | Hêdî here, dûr biçe. | hеди hэр’э, дур бьч’е. | Yavaş git, uzağa var. | Yavaş ama emin gidilirse en uzağa varılır. | Go slow, go far. | Иди медленно, дойдёшь далеко. | Sabırsızlara. | Cindî 1959 | A |
| 25 | Ji êrîşê jiyan, ji aramiyê dewlemendî. | Жь эришэ жийан, жь арамийе дэwлэмэнди. | Çabadan hayat, huzurdan zenginlik. | Önce çaba, sonra huzur, sonra refah. | From effort life, from calm wealth. | Из усилия жизнь, из покоя богатство. | Hayat felsefesi. | Celîl 1957 | B |
| 26 | Kar bi pirsê, riya bi xeberdanê tê dîtin. | К’ар бь п’ьрсэ, рийа бь хэбэрданэ т’э дит’ьн. | İş sorarak, yol konuşarak bulunur. | Soran öğrenir; konuşan bulur. | Work by asking, the road by speaking. | Дело, спрашивая, путь, говоря. | Çekingen öğrencilere. | Cindî 1959 | A |
| 27 | Sebrê bike, dilê te hênik bibe. | Сэбре бьк’е, дьле т’э hеник бьбе. | Sabret, yüreğin serinleyecek. | Sabır iç huzuru getirir. | Be patient, your heart will cool. | Терпи, сердце остынет. | Öfkede. | Cindî 1959 | A |
| 28 | Bi her gulekê bihar nayê. | Бь hэр гулэк’е бьhар найэ. | Tek bir çiçekle bahar gelmez. | Bir kırlangıçla yaz olmaz. | One flower doesn’t make spring. | Одним цветком весну не сделать. | Tek olayların abartılmasında. | Cindî 1959 | A |
A.4: Zekâ, Aptallık, Söz
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 29 | Pirs ji şîvê re ye, bersiv ji sibehê re. | П’ьрс жь шиве р’е, бэрсьв жь сьбэhе р’е. | Soru akşamındır, cevap sabahındır. | Önemli kararlardan önce bir gece düşünmeli. | The question is for evening, the answer for morning. | Вопрос, вечеру, ответ, утру. | Danışma. | Cindî 1959 | A |
| 30 | Sere bê fikr, mîna kasa bê av. | Сэре бэ фькр, мина к’аса бэ ав. | Düşüncesiz baş, susuz çanak gibidir. | Akılsız olan boştur. | A head without thought, like a bowl without water. | Голова без мысли, как чаша без воды. | Aptallığı kınama. | Cindî 1959 | B |
| 31 | Zimanê şîrîn, marê ji qulê derdixe. | Зьмане ширин, маре жь к’уле дэрдьхэ. | Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır. | Güzel sözle her şeye ulaşılır. | A sweet tongue draws the snake from its hole. | Сладкий язык змею из норы выманит. | Diplomasinin övgüsü. | Cindî 1959, Celîl 1957 | A |
| 32 | Ziman hestî tunene, lê hestîyan dişkîne. | Зьман hэст’и т’унэне, лэ hэст’ийан дьшк’ине. | Dilin kemiği yoktur, ama kemik kırar. | Sözler derinden incitir. | The tongue has no bones, but breaks bones. | У языка нет костей, но кости ломает. | Sert sözlere karşı uyarı. | Cindî 1959 | A |
| 33 | Yê pir dipeyive, kêm dike. | Е п’ьр дьп’эйьве, к’эм дьк’е. | Çok konuşan, az yapar. | Sözler eylemlerin yerini tutmaz. | He who talks much, does little. | Кто много говорит, мало делает. | Geveze olanları kınama. | Cindî 1959 | A |
| 34 | Bêdengî zêr e. | Бэдэнги зэр е. | Sessizlik altındır. | Söz gümüşse, sükût altındır. | Silence is gold. | Молчание, золото. | Çatışmalarda. | Cindî 1959 | A |
| 35 | Aqil bi dirêjbûna por nayê. | Ак’ьл бь дьрэжбуна п’ор найе. | Akıl, saçın uzunluğuyla gelmez. | Yaş (ağaran saç) akıl garantisi değildir. | Wisdom does not come with the length of hair. | Ум не приходит с длиной волос. | Sahte bilgeliğe karşı dikkat. | Celîl 1957, RT | B |
| 36 | Çavê xelkê bi têra xwe nabîne. | Ч’аве хэлк’е бь т’эр’а хwэ набине. | Halkın gözü, kendi yüzünü asla görmez. | İnsan en az kendini bilir. | The eye of the crowd never sees its own face. | Глаз народа собственного лица не видит. | Öz eleştiri. | Cindî 1959 | B |
A.5: Zenginlik, Yoksulluk, Kader
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 37 | Dewlemendî ne her tişt e, namûs her tişt e. | Дэwлэмэнди не hэр т’ьшт’ е, намус hэр т’ьшт’ е. | Zenginlik her şey değildir, onur her şeydir. | Onur, paranın üstündedir. | Wealth is not everything; honor is everything. | Богатство не всё, честь всё. | Para kavgasında. | Cindî 1959, PMX | A |
| 38 | Bi dilê tijî, mal nayê. | Бь дьле т’ьжи, мал найэ. | Dolu yürekle zenginlik (kendiliğinden) gelmez. | Yalnızca dileyen kazanmaz; eylem gerekir. | Wishing alone does not bring wealth. | С полным сердцем богатство не приходит. | Hayat felsefesi. | Cindî 1959 | B |
| 39 | Feqîr, birayê meleyî. | Фэк’ир, бьрайэ мэлэйи. | Yoksul, gezgin dervişin kardeşidir. | İkisinin de bir şeyi yoktur, eşittirler. | The poor man is brother to the wanderer. | Бедняк, брат бродяги. | Yoksullara teselli. | Cindî 1959 | B |
| 40 | Heq nayê veşartin. | Hэк’ найэ вэшарт’ьн. | Hak/gerçek gizlenemez. | Gerçek ortaya çıkar. | Truth cannot be hidden. | Истину не скроешь. | Kavgada / adalette. | Cindî 1959 | A |
| 41 | Sebra mirovî mîna baxçeyê wî ye. | Сэбра мьрови мина бахч’эйэ wи йе. | İnsanın sabrı, bahçesi gibidir. | Sabır bakım ister. | A person’s patience is like their garden. | Терпение человека, как его сад. | Hayat felsefesi. | Celîl 1957 | B |
| 42 | Bextê her kesî nivîsî ye. | Бэхт’е hэр к’эси нивиси йе. | Her insanın kaderi yazılıdır. | Kader önceden belirlenmiştir, ama yine de çaba gerekir. | Each person’s fate is written. | Судьба каждого записана. | Kader darbelerinde; Êzîdî varyantı: kastedilen Nivîsa Melekê Tawûs’tur. | Cindî 1959, LZO | B |
| 43 | Roj her sibê ji nû ve hiltê. | Р’ож hэр сьбэ жь ну вэ hьлт’е. | Güneş her sabah yeniden doğar. | Her gün yeni bir fırsattır. | The sun rises anew each morning. | Солнце каждое утро встаёт заново. | Teselli; Êzîdî güneş saygısıyla bağ kurar. | Celîl 1957, RT | A |
A.6: Doğa, Hayvanlar, Hava
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 44 | Çiya bi berfê, dil bi xemê. | Ч’ийа бь бэрфэ, дьл бь хэмэ. | Dağ karla, yürek kederle. | İkisi de ağırdır ama doğaldır. | Mountain with snow, heart with sorrow. | Гора со снегом, сердце с горем. | Yasta teselli. | Cindî 1959 | A |
| 45 | Çêlek li ber ziyaretê her tişt diavêje, lê ji dilî nabêje. | Ч’елэк’ ль бэр зийарэт’е hэр т’ьшт’ дьавежэ, лэ жь дьли набэже. | İnek ziyaret yerinde her şeyi atar, ama yürekten söylemez. | Yürekten gelmeyen dış dindarlık boştur. | The cow by the shrine drops everything, but does not speak from the heart. | Корова у святыни всё бросает, но из сердца не говорит. | Dini ikiyüzlülük. | Cindî 1959, LZO | B |
| 46 | Mişk dikeve nav nan, lê nizane çawa derkeve. | Мьшк’ дьк’эве нав нан, лэ ньзане ч’аwа дэрк’эве. | Fare ekmeğin içine girer, ama nasıl çıkacağını bilmez. | Düşüncesizce davranan zor kurtulur. | The mouse enters the bread but knows not how to leave. | Мышь в хлеб входит, а как выйти не знает. | Pervasız olanlara uyarı. | Cindî 1959 | B |
| 47 | Hespê baş bi binê xwe diyar dibe. | hэспе баш бь бьне хwэ дийар дьбе. | İyi at, koşusuyla belli olur. | Değer eylemlerden anlaşılır. | A good horse shows itself by its gait. | Хорошего коня видно по бегу. | Erkeklik sınavı. | Celîl 1957 | B |
| 48 | Dûv xêran, baranê pê re tê. | Дув хэр’ан, баране п’е р’е т’э. | İyiliğin ardından yağmur gelir. | İyiliğin ardından bereket gelir. | After goodness, rain follows. | За добром идёт дождь. | İyi işlerde. | Cindî 1959 | B |
| 49 | Bayê bê baran tune. | Байэ бэ баран т’унэ. | Yağmursuz rüzgâr olmaz. | Her belirti bir şey getirir. | No wind without rain. | Нет ветра без дождя. | Not: Belirtiler boşuna gelmez. | Cindî 1959 | A |
| 50 | Berf li ser çiya, agir di odê de. | Бэрф ль сэр ч’ийа, агьр дь одэ дэ. | Dağda kar, odada ateş. | Dışarıda kış, içeride sıcaklık, karşıtlık huzur verir. | Snow on the mountain, fire in the room. | Снег на горе, огонь в комнате. | Kış, aile akşamı. | Celîl 1957, RT | A |
A.7: Din, Kutsallık, Sîltan Êzî
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 51 | Êzî bes e, hewce ye em jî mêrxas bin. | Эзи бэс е, hэwже йе эм жи мэрхас бьн. | Êzî yeter (koruyandır), ama bizim de yiğit olmamız gerekir. | Êzî’ye güven, ama sen de bir şey yap. | Êzî suffices, yet we must also be brave. | Эзи достаточно, но и мы должны быть мужественны. | Dini hayat bilgeliği. | PMX, LZO | B |
| 52 | Roj û Heyv, du çavên Xudê. | Р’ож у hэйв, ду ч’авэн Худэ. | Güneş ve Ay, Xudê’nin iki gözü. | Êzîdî’lerin her yerde hazır bulunuş tasviri. | Sun and moon, the two eyes of God. | Солнце и луна, два глаза Бога. | Dini öğreti. | Celîl 1957, Reşîd 1985 | A |
| 53 | Lalişa nûranî, dilê me ronî. | Лалиша нурани, дьле мэ р’они. | Nurlu Lalîş, yüreğimiz aydınlık. | Hac yeri yüreği aydınlatır. | Lalish the radiant, our heart is bright. | Лалыш светлый, сердце наше светло. | Hac çağrısı. | LZO, PMX | B |
| 54 | Bê av, çira çawa pak bibe? | Бэ ав, ч’ьр’а ч’аwа п’ак’ бьбе? | Susuz, kandil nasıl arınır? | Arınma her ikisini ister, içi ve dışı. | Without water, how shall the lamp be cleansed? | Без воды как лампе очиститься? | Dini düşünüş. | LZO | C |
| 55 | Xêr bike, di Şixaditê de ji te re bin. | Хэр бьк’е, дь Шьхадит’е дэ жь т’э р’э бьн. | İyilik yap, Şixadi’de (dağda) sana verilir. | İyi işler Êzî/Şêx Adî önünde tartılır. | Do good, and at Şixadi it will be returned to you. | Делай добро, на Шихади тебе зачтётся. | Öğüt. | PMX, LZO | B |
| 56 | Çarşemiya Sor, destpêka demê. | Ч’аршэмийа Сор, дэст’п’ек’а дэме. | Çarşemiya Sor, zamanın başlangıcı. | Êzîdî yeni yılı tüm zamanın başlangıcıdır. | Red Wednesday, beginning of time. | Красная среда, начало времени. | Cejnê Êzî / Sêrsal. | Reşîd 1985, LZO | A |
| 57 | Çira jî dua ye. | Ч’ьр’а жи дуа йе. | Kandil de duadır. | Çira’yı yakmak duadır. | Even a lamp is prayer. | Лампа, тоже молитва. | Din / Çira ritüeli. | LZO, PMX | B |
A.8: Aşk, Hasret, Yurt
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 58 | Dilê hez dike, ne çavê dibîne. | Дьле hэз дьк’е, не ч’аве дьбине. | Seven yürektir, gören göz değil. | Aşk, görmekten daha derindir. | The heart loves, not the eye that sees. | Любит сердце, а не глаз. | Aşk sohbetlerinde. | Cindî 1959 | B |
| 59 | Welatê mirov, hêlîna mirov. | Wэлат’е мьров, hелина мьров. | İnsanın yurdu, insanın yuvası. | Yurt, güvenliktir. | One’s homeland, one’s nest. | Родина человека, его гнездо. | Diaspora tesellisi. | Cindî 1959, RT | A |
| 60 | Çiyayê me, dîya me. | Ч’ийайе мэ, дийа мэ. | Dağımız, anamız. | Dağlar (Sincar, Aragats) kutsaldır. | Our mountain, our mother. | Гора наша, мать наша. | Kimlik sözü. | Celîl 1957, RT | A |
| 61 | Yê welêt diparêze, dilê wî ji hesinî ye. | Е wэлет’ дьп’арезе, дьле wи жь hэсини йе. | Yurdunu koruyanın yüreği demirdendir. | Yurt sevgisi güçlü kılar. | He who guards his land, has a heart of iron. | Кто землю бережёт, у того сердце железное. | Koruyucuların övgüsü. | Cindî 1959 | B |
| 62 | Bûka bê dîya xwe ye, dîya bê bûka xwe ye. | Бук’а бэ дийа хwэ йе, дийа бэ бук’а хwэ йе. | Gelin anasız, ana gelinsiz. | Düğündeki ayrılık zordur. | The bride without her mother, the mother without her bride. | Невеста без матери, мать без невесты. | Düğün vedasında. | Cindî 1959, RT | B |
A.9: Çeşitli / Hayat Bilgeliği
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Bağlam | Kaynak | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 63 | Pîr û ciwan, hemû ji yek malê ne. | П’ир у жьwан, hэму жь йэк’ мале не. | Yaşlı ve genç, hepsi bir evdendir. | Kuşaklar bir aradadır. | Old and young, all from one house. | Старый и молодой, все из одного дома. | Aile sözü. | Cindî 1959 | A |
| 64 | Du roj, du dest, bi keda xwe debar dike. | Ду р’ож, ду дэст, бь к’эда хwэ дэбар дьк’е. | İki gün, iki el, kendi emeğiyle geçinir. | Kendine yeterlilik. | Two days, two hands, one lives by one’s labor. | Два дня, две руки, своим трудом живёт. | Genç yetişkinlere. | Celîl 1957 | B |
| 65 | Mêrxas li ber dijmin, dilovan li ber dost. | Мерхас ль бэр дьжмьн, дьлован ль бэр дост. | Düşman karşısında yiğit, dost karşısında yumuşak yürekli. | Duruma göre güç ve sıcaklık. | Brave before the enemy, tender before the friend. | Мужественный перед врагом, ласковый перед другом. | Erkeklik ideali. | Cindî 1959 | A |
| 66 | Heval di rojên reş de tê dîtin. | hэвал дь р’ожэн р’эш дэ т’э дит’ьн. | Dost, kara günlerde belli olur. | Gerçek dostluk darda kendini gösterir. | A friend is known in dark days. | Друг познаётся в чёрные дни. | Kader darbelerinde. | Cindî 1959 | A |
| 67 | Ji çeşmê dûr, bîrê nêzîk. | Жь ч’эшме дур, бире незик. | Pınardan uzak, kuyuya yakın. | Bazen en yakın olan en önemlidir. | Far from the spring, near to the well. | Далеко от источника, близко к колодцу. | Hayat bilgeliği. | Cindî 1959 | B |
| 68 | Cîranê baş ji birayê dûr çêtir e. | Жирана баш жь бьрайэ дур ч’эт’ьр е. | İyi komşu, uzak kardeşten iyidir. | Komşular uzak akrabadan önemlidir. | A good neighbor is better than a distant brother. | Хороший сосед лучше дальнего брата. | Diasporaya. | Cindî 1959, TaD | A |
| 69 | Tirsê bide tirsê, mêrê bide mêrê. | Т’ьрсе бьдэ т’ьрсе, мере бьдэ мере. | Korkağa korkuyu, erkeğe erkekliği ver. | Herkese kendi payı. | Give fear to the fearful, manhood to the man. | Боязливому страх, мужчине мужчина. | Çatışmalarda. | Cindî 1959 | B |
| 70 | Sersala nû, bextê nû. | Сэрсала ну, бэхт’е ну. | Yeni yıl, yeni mutluluk. | Êzîdî yeni yılı taze mutluluk getirir. | New year, new fortune. | Новый год, новое счастье. | Çarşemiya Sor. | LZO, RT | A |
| 71 | Em ne bi navê xwe ne, em bi rûyê xwe ne. | Эм не бь наве хwэ не, эм бь руйе хwэ не. | Biz adımızla (büyük) değiliz, yüzümüzle varız. | Köken değil, karakter önemlidir. | We stand not by our name, but by our face. | Мы не именем, а лицом своим. | Kimlik. | Celîl 1957, PMX | B |
| 72 | Av zelal, dil zelal. | Ав зэлал, дьл зэлал. | Berrak su, berrak yürek. | İçte ve dışta saflık, Êzîdî saflık ahlakı. | Clear water, clear heart. | Чистая вода, чистое сердце. | Dini saflık. | LZO, PMX | B |
Bölüm B: Çîrok (Halk Anlatıları)
Êzdîkî metniyle (kısaltılmış, parça başına 12–20 satır) ve çevirileriyle 5 anlatı. Kaynaklar: Cindî 1962 Hek’yatêd cimaeta k’urdaye Ermenîstanê, Rudenko 1970, Riya T’eze 1960’lar folklor köşesi, Lalîş Merkezi Oldenburg sözlü geleneği.
B.1: Çîroka Şêx Adî û Mîrek
Kaynak: Cindî 1962, s. 47–49 (kısaltılmış Aparan varyantı); PMX 2018. Güven: B.
Êzdîkî (Hawar)
Rojek ji rojan Şêx Adîyê delal di rê de digeriya. Li ber çeşmekê rûnişt, av vexwar û nan xwar. Mîrek hat, bi nav û deng, lê dilê wî kûr nebû. Mîr got: „Ey Şêx, ez padîşahê welêt im, çawa tu ji min mezintir î?" Şêx Adî got: „Mîrê hêja, padîşahî di odê de ye, lê heqîqet di dilî de ye. Tu li welêt padîşah î, lê li ser xwe yî hîn padîşah ne bûyî." Mîr ji wî pirsî: „Çawa ez li ser xwe padîşah bibim?" Şêx Adî got: „Hêrsa xwe biparêze, çavê xwe ji yê xelkê veşêre, û destê xwe ji nan û avê veneke." Mîr serê xwe daxist, ji hespê xwe daket, destê Şêx Adî maç kir û çû. Ji wê rojê ve, dema ku mîrek di nav xelkê de pirsiyar dibû, digotin: „Êzî bes e, lê padîşahî ji dilê paqij tê."
TR (anlam olarak)
Günlerden bir gün soylu Şêx Adî diyar diyar dolaşıyordu. Bir pınarın başına oturdu, su içti ve ekmek yedi. Saygın ve adı duyulmuş bir Mîr (bey) oradan geçti, ama yüreği derin değildi. Mîr şöyle dedi: „Hey Şêx, ben bu diyarın hükümdarıyım, sen nasıl benden büyük olabilirsin?" Şêx Adî cevap verdi: „Soylu Mîr, hükümdarlık odadadır, ama hakikat yürektedir. Sen diyara hükmediyorsun, ama kendine henüz hükümdar değilsin." Mîr sordu: „Kendime nasıl hükümdar olurum?" Şêx Adî dedi: „Öfkeni gözet, gözünü başkasının malından uzak tut ve elini ekmekten ve sudan çekme." Mîr başını eğdi, atından indi, Şêx Adî’nin elini öptü ve gitti. O günden beri, halk arasında bir Mîr anıldığında derlerdi: „Êzî yeter, ama hükümdarlık temiz yürekten gelir."
EN
Once upon a time, the noble Şêx Adî walked through the land. He sat by a spring, drank water, and ate bread. A Mîr (prince), famous and wealthy, came by, but his heart was not deep. The Mîr said: „Şêx, I am the king of this land, how can you be greater than I?" Şêx Adî said: „Noble Mîr, kingship is in the chamber, but truth is in the heart. You rule over the land, but you are not yet king over yourself." The Mîr asked: „How do I become king over myself?" Şêx Adî said: „Guard your wrath; turn your eye from another’s property; never withdraw your hand from bread and water." The Mîr lowered his head, dismounted, kissed Şêx Adî’s hand, and rode on. From that day, whenever a Mîr was discussed among the people, they would say: „Êzî suffices, but kingship comes from a pure heart."
RU
Однажды благородный Шейх Ади шёл по земле. Сел у источника, попил воды, поел хлеба. Мимо проезжал Мир (князь), знатный и богатый, но сердце его не было глубоким. Мир сказал: «Шейх, я царь этой земли, как ты можешь быть больше меня?» Шейх Ади ответил: «Благородный Мир, царство, в палатах, а истина, в сердце. Ты царствуешь над землёй, но над собой ты ещё не царь». Мир спросил: «Как мне стать царём над собой?» Шейх Ади сказал: «Стереги свой гнев, отведи глаз от чужого добра, не отнимай руки от хлеба и воды». Мир опустил голову, спешился, поцеловал руку Шейху Ади и уехал. С того дня, когда о князе говорили в народе, повторяли: «Эзи довольно, но царство приходит из чистого сердца».
B.2: Çîroka Kosa Kose û Bihar (Bahar Fıkrası)
Kaynak: Reşîd 1985 (folklor eki); Riya T’eze 1962. Kose-Köse konusunun Êzîdî varyantı; Osmanlı-Türk Karagöz geleneğinden farklıdır. Güven: B.
Êzdîkî
Wexta zivistanê dawî dibe û berf li çiyê dihele, Kosa Kose ji şikevtê derdikeve. Kosa Kose mêrek bê rû ye, qaqaqo, dilxweş. Roja ku Kosa Kose tê gund, biçûk dipirsin: „Bihar nêzîk e?" Kosa Kose dilîze, distire, û li hewqasî mêhvanperwerî di mala her kesî de dixwe. Wexta li mala feqîrê tê, feqîr dibêje: „Ez nikarim te xwedî bikim." Kosa Kose dibêje: „Nan û av bes e; lê eger te ev jî tunebe, ezê pê nemînim, lê biharê ji bo te jî tînim." Ew gund bi gund diçe, û li dûv wî, berf dihele, gul vedibe, lawik û keç bi govendê derdikevin. Bav digotin: „Ji bo me jî beşek bide, ya Kosa Kose!" Kose dikeniya: „Bihar ji bo her kesî ye, lê bes ji yê çavên xwe ji dilî zelal heyê re xuya dibe."
TR
Kış sona erip dağlardaki kar eridiğinde, Kosa Kose mağaradan çıkar. Kosa Kose sakalsız, gülen, neşeli bir adamdır. Köye geldiği gün çocuklar sorar: „Bahar yakın mı?" Kosa Kose oynar, türkü söyler ve her evde sunulan ikramları yer. Yoksulun evine vardığında, yoksul der: „Seni ağırlayamam." Kosa Kose der: „Ekmek ve su yeter; o da yoksa kalmam, ama sana baharı getiririm." Köyden köye gider ve ardından kar erir, çiçekler açar, delikanlılar ve kızlar govend oynar. Babalar seslenirdi: „Bize de bir pay ver, ey Kosa Kose!" Kose güldü: „Bahar herkes içindir, ama yalnızca gözü berrak yürekten bakana görünür."
EN
When winter ends and the snow melts on the mountain, Kosa Kose comes out of his cave. Kosa Kose is a man without a beard, laughing and merry. The day he enters a village, the children ask: „Is spring near?" Kosa Kose dances, sings, and eats at every house. When he reaches the poor man’s house, the poor man says: „I cannot host you." Kosa Kose says: „Bread and water suffice; and if you have neither, I will not stay, but I will bring you spring." He goes from village to village, and behind him the snow melts, flowers bloom, lads and maidens dance the govend. Fathers cried: „Give us a share too, Kosa Kose!" Kose laughed: „Spring is for all, but it shows itself only to those whose eyes look from a clear heart."
RU
Когда зима кончается и снег на горах тает, Коса Косе выходит из пещеры. Коса Косе, мужчина без бороды, смеющийся, весёлый. В день, когда он приходит в село, дети спрашивают: «Близка ли весна?» Коса Косе пляшет, поёт, ест в каждом доме. Когда приходит к бедняку, тот говорит: «Не могу принять тебя». Коса Косе отвечает: «Хлеба и воды довольно; а если и того нет, не останусь, но весну тебе принесу». Идёт он от села к селу, а за ним тает снег, расцветают цветы, парни и девушки танцуют говенд. Отцы кричали: «И нам долю, Коса Косе!» Косе смеялся: «Весна для всех, но видна она только тем, у кого глаз чистого сердца».
Êzîdî bağlamı. Kosa Kose, Êzîdî’lerin bahar figürüdür (komşu Kurmancî folklorundaki Newroz figürlerine paralel, ama Êzîdî’lerde Çarşemiya Sor’a ve Aragats / Şingal dağının erimesine daha sıkı bağlıdır). Buradaki sakalsızlık bir alay değil, saflığın işaretidir (baharvari „genç yüz").
B.3: Çîroka Berf û Tîrêjê (Kar ve Güneş Işını)
Kaynak: Cindî 1962, s. 102; Karapetê Xaço’nun RY kaydı (Riya T’eze 1968). Güven: B.
Êzdîkî
Carekê, li ser çiyê Aragats, Berfa Sipî û Tîrêja Zêrîn rastî hev hatin. Berfê got: „Ez ya herî bihêz im. Ez gund vedişêrim, rê girtim, ez wexta xwe didim." Tîrêjê got: „Tu hêz î, lê ez nermî me. Tu birevî, lê ez dimînim. Tu nikarî bê min." Berfê pê hilm girt: „Werin biceribînin." Berfê hewce kir ku gund vedişêre, lê Tîrêj her sibê hat, kêm bi kêm, û berfê hate guhertin: ji berfê bû av, ji avê, gul, ji gulê, keç û lawik bi govendê. Sînga Berfê biçûk bû, lê dilê wê ne girtî bû. Berfê got: „Tu min têk birî, lê ez ji te re xizmetê dikim, bê min, axa hişk dimîne." Tîrêjê got: „Em du heval in, ne dijmin. Ez ji te re jiyanê didim, tu ji min re binê axê paqij dikî." Ji wê dema ve, di Êzdîkî de tê gotin: „Berf û Tîrêj, du destên Xudê ne."
TR
Bir zamanlar, Aragats dağında Beyaz Kar ile Altın Işın (güneş ışını) karşılaştı. Kar dedi: „En güçlü benim. Köyleri gizlerim, yolları kapatırım, mevsimimi veririm." Işın dedi: „Sen güçlüsün, ama ben yumuşağım. Sen kaçarsın, ben kalırım. Bensiz var olamazsın." Kar öfkelendi: „Hadi deneyelim." Kar köyleri örttü, ama Işın her sabah, parça parça geldi ve kar değişti: kardan su, sudan bir çiçek, çiçekten govend oynayan kızlar ve delikanlılar oldu. Kar’ın göğsü küçüldü, ama yüreği açık kaldı. Kar dedi: „Beni yendin, ama ben sana hizmet ediyorum, bensiz toprak kuru kalır." Işın dedi: „Biz iki dostuz, düşman değil. Ben sana hayat veririm, sen benim için toprağı arındırırsın." O zamandan beri Êzdîkî’de denir: Berf û Tîrêj, du destên Xudê ne, Kar ve Işın, Xwedê’nin iki elidir.
EN
Once upon a time, on Mount Aragats, White Snow and the Golden Ray met. Snow said: „I am strongest. I hide villages, close roads, give my season." The Ray said: „You are strong, but I am gentle. You flee, I remain. Without me you cannot exist." Snow grew angry: „Let us try." Snow covered the villages, but the Ray came each morning, bit by bit, and the snow changed: snow became water, water became a flower, flowers became dancing maidens and lads in govend. Snow’s chest shrank but its heart stayed open. Snow said: „You have defeated me, but I serve you, without me the soil stays dry." The Ray said: „We are friends, not enemies. I give you life, you cleanse the earth for me." From that day, the Êzîdîs say: „Snow and Ray are the two hands of God."
RU
Однажды на горе Арагац встретились Белый Снег и Золотой Луч. Снег сказал: «Я сильнее всех. Прячу селения, закрываю дороги, отдаю своё время». Луч сказал: «Ты силён, но я мягок. Ты убегаешь, а я остаюсь. Без меня тебе не быть». Разгневался Снег: «Попробуем!» Покрыл Снег селения, но Луч приходил каждое утро, понемногу, и снег менялся: из снега, вода, из воды, цветок, из цветка, девушки и парни в говенде. Грудь Снега уменьшилась, но сердце осталось открытым. Снег сказал: «Ты меня победил, но я тебе служу, без меня земля сухая». Луч сказал: «Мы, друзья, не враги. Я даю тебе жизнь, ты очищаешь землю для меня». С тех пор эзиды говорят: «Снег и Луч, две руки Бога».
B.4: Çîrok ji bo Çarşemiya Sor (Çarşemiya Sor Anlatısı)
Kaynak: LZO 2015 bayram broşürü; Reşîd 1985; PMX. Güven: B–C (ritüel varyant; tek tek deyişler bölgeye göre farklılaşır).
Êzdîkî
Roja Çarşema Sor hat, sibê zû. Ji her malê dîya malê hêkek sor kir bi pîvazê û lîmonê. Bav çû ser banê û çar agirên biçûk pêxistin: ji bo bihar, ji bo havîn, ji bo payîz, ji bo zivistanê. Diya malê biçûka xwe gazî kir: „Hêkê bigire, here pîra cîranan." Biçûk çû. Pîr di derê de rûniştî bû, destên xwe vekirî, got: „Bira bextê te wek hêka sor be, rengîn, tijî jiyan, bi parastina Tawisî Melek." Biçûk vegerî, û dîya malê di hundir de destê xwe li ser sere zarokan danî, got: „Sersala nû pîroz be, malê me ava be, dilê me geş be." Wê şevê, govend li ber agir hate destpêkirin. Şivanek bi bilûrê lê dixist. Tav çû ava, lê agir hîn pêketî bû. Ji wê şevê ve, di Êzdîkî de tê gotin: „Şewa Çarşemiya Sor, şewa nû ye."
TR
Çarşemiya Sor erkenden, sabahleyin geldi. Her evde ana bir yumurtayı soğan ve limonla kırmızıya boyamıştı. Baba dama çıkıp dört küçük ateş yaktı: bahar, yaz, sonbahar ve kış için. Ana çocuğunu çağırdı: „Yumurtayı al, yaşlı komşu kadına götür." Çocuk gitti. Pîr (yaşlı kadın / büyük) kapının önünde oturuyordu, elleri açık, dedi: „Kaderin bu kırmızı yumurta gibi olsun, rengârenk, hayat dolu, Tawisî Melek’in koruması altında." Çocuk eve döndü ve ana içeride elini çocukların başlarına koydu, dedi: „Sersala nû pîroz be, yeni yıl kutlu olsun, evimiz şen olsun, yüreğimiz aydınlık olsun." O gece ateşin başında govend başladı. Bir çoban bilûr (kaval) çalıyordu. Güneş battı, ama ateş hâlâ yanıyordu. O geceden beri Êzdîkî’de denir: Şewa Çarşemiya Sor, şewa nû ye, Çarşemiya Sor gecesi yeni gecedir.
EN
Red Wednesday came, in the early morning. In every house the mother had dyed an egg red with onion and lemon. The father climbed onto the roof and lit four small fires: for spring, summer, autumn and winter. The mother called her child: „Take this egg, bring it to the old neighbor." The child went. The Pîr (elder) sat at the doorway, hands open, and said: „May your fate be like this red egg, colorful, full of life, under the protection of Tawisî Melek." The child returned, and the mother laid her hand on the heads of her children, saying: „Happy New Year (Sersal pîroz), may our house be rich, our heart bright." That night, the govend began at the fire. A shepherd played the bilûr (flute). The sun set, but the fire still burned. Since then, the Êzîdîs say: „The night of Red Wednesday is the new night."
RU
Наступила Красная Среда, рано утром. В каждом доме мать окрасила яйцо луком и лимоном, в красное. Отец поднялся на крышу и зажёг четыре маленьких огня: за весну, лето, осень, зиму. Мать позвала дитя: «Возьми яйцо, отнеси старой соседке». Дитя пошло. Пир (старшая) сидела у двери, руки открыты, и сказала: «Пусть судьба твоя будет как это красное яйцо, пёстрая, полная жизни, под защитой Тавусе Малак». Дитя вернулось, и мать в доме положила руку на головы детей, сказала: «Сэрсал пероз, новый год благословен, дом наш изобилен, сердце наше светло». В ту ночь у огня начался говенд. Пастух играл на бильуре (флейте). Солнце село, но огонь горел. С той ночи у эзидов говорят: «Ночь Красной Среды, ночь новая».
B.5: Çîroka Mêvanê Şevê (Gece Misafiri)
Kaynak: Cindî 1962, s. 64–66; sözlü Pîr Mamoyê Xidir. Güven: B.
Êzdîkî
Wexta şev tarî bû, derî hate qutkirin. Diya malê derê vekir, mêvanek xerîb di ber re rûniştibû. Mêvan got: „Ez ji rê derketim, di nava berfê de bi koka xwe asê mam. Ji bo şevek penaberî dixwazim." Diya malê got: „Bi xêr hatî, kerem ke. Mala me piçûk e, lê dilê me firekirî ye." Wê mêvan birin ode, agir pêxistin, çay û nan û penîr danîn. Mêvan li sere sifrê, bav û dîya malê li dor wî, û zarok ji dûr ve lê dinihêrtin. Mêvan got: „Ez kê me, nizanim. Ez ji bo we ne tu kes im." Bavê malê got: „Mêvan ji Xwedê ye. Em navê te napirsin; em pirsê we dipirsin: tu birçî yî?" Mêvan kir gizî. Wê şevê barana spî hate jor, lê di odê de germ bû. Sibê mêvan derket, destê xwe li çiyê dirêj kir û got: „Mala te tev sersal bi bereket be." Ji wê demê ve, di Êzdîkî de tê gotin: Mêvanê şevê, bereka malê. Mêvan, wê şevê, kes bûye yan ferîşte, kes ne hêvîdar dimîne ku bersivê bide.
TR
Gece karanlıktı, kapı çalındığında. Ana açtı; önünde bir yabancı misafir duruyordu. Dedi: „Yolu kaybettim, karın içinde köküme dek saplanıp kaldım. Bir gecelik sığınak istiyorum." Ana dedi: Bi xêr hatî, kerem ke, hoş geldin, buyur. Evimiz küçük, ama yüreğimiz geniş. Misafiri odaya aldılar, ateş yaktılar, çay, ekmek ve peynir getirdiler. Misafir sofranın başında oturdu, baba ile ana çevresinde, çocuklar uzaktan bakıyordu. Misafir dedi: „Kim olduğumu bilmiyorum. Sizin için hiç kimseyim." Baba dedi: „Misafir Tanrı’dandır. Adını sormayız; yalnızca tek bir şey sorarız: aç mısın?" Misafir sessizce ağladı. O gece beyaz yağmur yağdı, ama odada sıcaktı. Sabah misafir dışarı çıktı, elini dağa uzattı ve dedi: „Evin bütün yıl bereketli olsun." O zamandan beri Êzdîkî’de denir: Mêvanê şevê, bereka malê, gece misafiri evin bereketidir. Misafirin kim olduğunu kimse bilmedi, insan mıydı yoksa melek mi; ve kimse de bir cevap beklememeli.
EN
Night had fallen, dark, when there was a knock at the door. The mother opened; a stranger stood there. He said: „I have lost the way, I am stuck root-deep in the snow. I ask for one night’s shelter." The mother said: Bi xêr hatî, be welcome, come in. Our house is small, but our heart is wide. They led him to the room, made fire, brought tea, bread, cheese. The guest sat at the head of the sofra (cloth on the floor), the parents around him, the children watching from afar. The guest said: „Who I am, I do not know. To you I am no one." The father said: „The guest is from God. We do not ask your name; we ask only one question: are you hungry?" The guest wept silently. That night white rain fell, but in the room it was warm. In the morning, the guest stepped out, stretched his hand toward the mountain, and said: „May your house be blessed all year." Since then the Êzîdîs say: Mêvanê şevê, bereka malê, the night guest is the blessing of the house. Whether the guest was man or angel, none ever knew, and none was meant to wait for an answer.
RU
Наступила ночь, тёмная, когда в дверь постучали. Мать открыла; перед ней стоял чужестранец. Он сказал: «Сбился с пути, в снегу по корни. Прошу ночлега». Мать сказала: «Би хэр хати, добро пожаловать, входи. Дом наш мал, но сердце наше широко». Гостя ввели в комнату, разожгли огонь, принесли чай, хлеб, сыр. Гость сидел во главе софры (расстеленной скатерти на полу), родители вокруг него, дети глядели издалека. Гость сказал: «Кто я, не знаю. Для вас я никто». Отец сказал: «Гость, от Бога. Имени твоего не спрашиваем; спрашиваем одно: ты голоден?» Гость молча заплакал. В ту ночь шёл белый дождь, но в комнате было тепло. Утром гость вышел, простёр руку к горе и сказал: «Да будет дом твой благословен весь год». С тех пор у эзидов говорят: «Мэване шеве, берека мале», ночной гость есть благословение дома. Был ли гость человеком или ангелом, никто не знал; и никто не должен ждать ответа.
Bölüm C: Kilam (Şarkılar)
9 şarkı: 4 çocuk şarkısı + 5 yetişkin şarkısı. Kaynaklar: Celîl 1957 Zargotina k’urda, RY kayıtları, Hozanê Sînem (Sînemxan Têl-A-Qedo), LZO çocuk şarkıları kitabı 2017.
C.1: Çocuk Şarkıları
C.1.1: Lorî-Lorî (Ninni)
Kaynak: Celîl 1957, s. 213; RY (Aslîka Qadir 1962). Güven: A.
Êzdîkî (Hawar):
Lorî, lorî, bavê min lo,
Lorî, lorî, dîya min lo,
Bira zaroyê min hêdî bibe xewê,
Roj derdikeve, gul vedibe,
Hêvîya me, havîn û bihar e.
Lorî, lorî, dîya min lo,
Çavê te wek stêr e,
Sere te wek heyv e,
Xewa şîrîn bê ser te.
Kiril (Cindî):
Лори, лори, баве мьн ло,
Лори, лори, дийа мьн ло,
Бьра зарое мьн hеди бьбе хэwэ,
Р'ож дэрдьк'эвэ, гул вэдьбе,
hэвийа мэ, hавин у бьhар е.
Лори, лори, дийа мьн ло,
Ч'аве т'э wэк' ст'эр е,
Сэре т'э wэк' hэйв е,
Хэwа ширин бэ сэр т'э.
TR (anlam olarak):
Ninni, ninni, babam burada, Ninni, ninni, anam burada, Yavrum usulca uykuya dalsın, Güneş doğar, çiçek açar, Umudumuz, yaz ve bahardır. Ninni, ninni, anam burada, Gözün bir yıldız gibi, Başın bir ay gibi, Tatlı uyku üstüne insin.
C.1.2: Govenda Zarokan (Çocuk Halay Şarkısı)
Kaynak: LZO 2017 çocuk şarkıları kitabı; RT 1964. Güven: B.
Êzdîkî:
Dest bi dest, em digerin,
Çep û rast, em diçin,
Yek, du, sê, çar,
Em govenda Êzîdiya ne!
Roj li jor, av li jêr,
Em zaroyên Lalişê ne,
Em zaroyên çiyê ne!
Tîp-tîp-tîp, peyên me,
Şîn-şîn-şîn, çavê me,
Em govenda nû dikin.
Kiril:
Дэст бь дэст, эм дьгэрьн,
Ч'эп у раст, эм дьч'ьн,
Йэк', ду, се, ч'ар,
Эм говэнда Эзидийа не!
Р'ож ль жор, ав ль жэр,
Эм зароен Лалишэ не,
Эм зароен ч'ийэ не!
Т'ип-т'ип-т'ип, п'эйэн мэ,
Шин-шин-шин, ч'аве мэ,
Эм говэнда ну дьк'ьн.
TR:
El ele, dönüyoruz, Sola sağa gidiyoruz, Bir, iki, üç, dört, Biz Êzîdî çocuklarının halayıyız! Güneş yukarıda, su aşağıda, Biz Lalîş’in çocuklarıyız, Biz dağların çocuklarıyız! Tıp-tıp-tıp, adımlarımız, Mavi-mavi-mavi, gözlerimiz, Yeni bir govend oynuyoruz.
C.1.3: Beriyê (Çocuklar İçin Çoban Çağrı Şarkısı)
Kaynak: RY (Karapetê Xaço); Celîl 1957 (varyant). Güven: B.
Êzdîkî:
Beriyo, beriyo, were vegere,
Pez li çolê, dîya te li mal,
Berfa spî tê, bayê sar tê,
Were, were, kuro, were vegere.
Bilûra te dengê bihar e,
Tîrêja te wek roj e,
Were, beriyo, mal hêvîya te ye.
Kiril:
Бэрийо, бэрийо, wэрэ вэгэр'э,
П'эз ль ч'олэ, дийа т'э ль мал,
Бэрфа сп'и т'э, байэ сар т'э,
Wэрэ, wэрэ, к'уро, wэрэ вэгэр'э.
Бьлура т'э дэнгэ бьhар е,
Тиреж'а т'э wэк' р'ож е,
Wэрэ, бэрийо, мал hэвийа т'э йе.
TR:
Çoban çocuk, çoban çocuk, geri dön, Koyunlar kırda, anan evde, Beyaz kar geliyor, soğuk rüzgâr geliyor, Gel, gel, oğul, geri dön. Kavalın bahar sesi gibi, (Güneş) ışının güneş gibi, Gel, çoban, ev seni bekliyor.
C.1.4: Sema Heyîvê (Ay/Hilal Şarkısı)
Kaynak: Celîl 1957, s. 198; LZO. Güven: B.
Êzdîkî:
Heyîva sipî, heyîva nû,
Bişîne ji bo me xewa şîrîn,
Roj birca xwe daye te,
Hewceyî te ne yê govendê.
Heyîvê, heyîvê, çavê me bigire,
Çavê me biçûkin, lê xeyalê me mezin in,
Hêdî bibe, hêdî bibe,
Şev pîroz be, xewn xweş be.
Kiril:
hэйива сп'и, hэйива ну,
Бьшинэ жь бо мэ хэwа ширин,
Р'ож бьрж'а хwэ дайе т'э,
hэwжэйи т'э не йэ говэнде.
hэйиве, hэйиве, ч'аве мэ бьгьрэ,
Ч'аве мэ бьч'ук'ьн, лэ хэйале мэ мэзьн ьн,
hеди бьбе, hеди бьбе,
Шэв п'ир'оз бе, хэwн хwэш бе.
TR:
Beyaz ay, yeni ay, Bize tatlı uyku gönder, Güneş kulesini sana bıraktı, (Gece) halay için sana ihtiyaç var. Ay, ay, gözlerimizi tut, Gözlerimiz küçük, ama hayallerimiz büyük, Yumuşa, yumuşa, Gece kutlu olsun, düşler güzel olsun.
C.2: Yetişkin Şarkıları
C.2.1: Lawikê Sînem (Sînem Şarkısı)
Kaynak: Sînemxan Têl-A-Qedo’nun RY kaydı 1958; LZO. Güven: A.
Êzdîkî:
Sînem, Sînem, hêvîya dilê min,
Tu li çiyê yî, ez li deştê me,
Roj diçe ava, lê dilê min hîn ronî ye.
Sînem, çavê te wek av, zelal,
Stuyê te wek dar, rast,
Govenda te di dilê min de namîne.
Bi sond, bi sond bi Êzî,
Heta tu venegerî, ez nadigerim.
Kiril:
Синэм, Синэм, hэвийа дьле мьн,
Т'у ль ч'ийэ йи, эз ль дэште мэ,
Р'ож дьч'е ава, лэ дьле мьн hин р'они йе.
Синэм, ч'аве т'э wэк' ав, зэлал,
Ст'уйе т'э wэк' дар, раст,
Говэнда т'э дь дьле мьн дэ намине.
Бь сонд, бь сонд бь Эзи,
hэт'а т'у вэнэгэри, эз надьгэрьм.
TR:
Sînem, Sînem, yüreğimin umudu, Sen dağdasın, ben ovadayım, Güneş batıyor, ama yüreğim hâlâ aydınlık. Sînem, gözün su gibi, berrak, Boynun ağaç gibi, dimdik, Govend’in yüreğimde durmuyor (– onu parçalıyor). Yeminle, yeminle Êzî üzerine, Sen geri dönmedikçe, ben de dönmem.
C.2.2: Kilamê Govendê (Halay Şarkısı)
Kaynak: Celîl 1957, s. 156; RT 1965. Güven: A.
Êzdîkî:
De ho! De ho! Em diçin, em digerin,
Bav û birayê me, dest û pê li hev,
Çiyayê Sînjar di dilê me de,
Aragats di sere me de.
De ho! De ho! Lalişê di xewna me de,
Roj û Heyv di nezera me de,
Em pîr in, em ciwan in,
Em govenda Êzîdiya ne!
Kiril:
Дэ hо! Дэ hо! Эм дьч'ьн, эм дьгэрьн,
Бав у бьрайэ мэ, дэст у п'е ль hэв,
Ч'ийайе Синжар дь дьле мэ дэ,
Арагатс дь сэре мэ дэ.
Дэ hо! Дэ hо! Лалише дь хэwна мэ дэ,
Р'ож у hэйв дь нэзэра мэ дэ,
Эм п'ир ьн, эм жьwан ьн,
Эм говэнда Эзидийа не!
TR:
De ho! De ho! Gidiyoruz, dönüyoruz, Babamız ve kardeşimiz, el ve ayak iç içe, Sincar dağı yüreğimizde, Aragats başımızın üstünde. De ho! De ho! Lalîş düşümüzde, Güneş ve Ay bakışımızda, Biz yaşlıyız, biz genciz, Biz Êzîdî’lerin halayıyız!
C.2.3: Şîn (Ağıt / Yas Şarkısı)
Kaynak: Celîl 1957, s. 245; Cindî 1962 (ağıt derlemesi). Güven: A.
Êzdîkî:
Wey lê, wey lê, çiqas zû çûyî,
Tu rabûyî sere sibê, lê êvarê venegeriyayî,
Mala te ava, lê tu di nav me de nînî,
Sînga me kûr, dilê me şîn.
Wey lê, wey lê, ji çiya bigire heta deşt,
Çavê me li riya te, lê tu zû çûyî.
Bi sond, em te ji bîr nakin,
Heta ku tîrêja roj heye, navê te di malê me de ye.
Kiril:
Wэй ле, wэй ле, ч'ьк'ас зу ч'уйи,
Т'у р'абуйи сэре сьбэ, лэ еваре вэнэгэрийайи,
Мала т'э ава, лэ т'у дь нав мэ дэ нини,
Синга мэ к'ур, дьле мэ шин.
Wэй ле, wэй ле, жь ч'ийа бьгьрэ hэт'а дэшт,
Ч'аве мэ ль рийа т'э, лэ т'у зу ч'уйи.
Бь сонд, эм т'э жь бир нак'ьн,
hэт'а к'у тиреж'а р'ож hэйе, наве т'э дь мале мэ дэ йе.
TR:
Vah, vah, ne kadar erken gittin, Sabahleyin kalktın, ama akşam geri dönmedin, Evin şen olsun, ama sen aramızda yoksun, Göğsümüz derin, yüreğimiz yaslı. Vah, vah, dağdan ovaya dek, Gözümüz yolunda, ama sen erken gittin. Yeminle, seni unutmuyoruz, Güneşin ışını var oldukça, adın evimizdedir.
C.2.4: Kilama Bûkê (Gelin Şarkısı)
Kaynak: Celîl 1957, s. 178; RY (Egîtê Têcir 1972). Güven: A.
Êzdîkî:
Bûk hat, bûka spî, bûka zerîn,
Destê wê ji bavê wê dixwazin,
Diya wê dilê xwe didê, dilê germ.
Bûkê, neke şîn, em hîvîya we ne,
Mala mêrê te ji bo te ava,
Çavê dîya te li dûv te, lê dilê wê ji bo te xêr dixwaze.
Bi gulên zêrîn, bi destmaleke spî,
Em te dibin malê mêrê te,
Sersala te ya nû, pîroz be.
Kiril:
Бук' hат', бук'а сп'и, бук'а зэрин,
Дэсте wэ жь баве wэ дьхwазьн,
Дийа wэ дьле хwэ дьде, дьле гэрм.
Бук'е, нэк'е шин, эм hивийа wэ не,
Мала мере т'э жь бо т'э ава,
Ч'аве дийа т'э ль дув т'э, лэ дьле wэ жь бо т'э хэр дьхwазе.
Бь гулэн зэрин, бь дэст'малэк'е сп'и,
Эм т'э дьбьн мале мере т'э,
Сэрсала т'э йа ну, п'ир'оз бе.
TR:
Gelin geldi, beyaz gelin, altın gelin, Eli babasından isteniyor, Anası yüreğini veriyor, sıcak bir yürek. Gelin, ağlama, seni bekliyoruz, Kocanın evi senin için şen, Ananın gözü ardında, ama yüreği sana bereket diliyor. Altın çiçeklerle, beyaz bir mendille, Seni kocanın evine götürüyoruz, Yeni (hayat) yılın, kutlu olsun.
C.2.5: Kilamê Birayê Min (Kardeşe Şarkı)
Kaynak: Hozanê Sînem RY 1967; Reşîd 1985. Güven: B.
Êzdîkî:
Birayê min lê, birayê min lo,
Tu çûyî welatekî dûr,
Dilê min li te, çavê min li riya te.
Bi sond, em ji yek malê ne,
Mala bavê me li çiyê,
Mala te niha li deştê.
Birayê min, hê li bîra te ye Çarşemiya Sor?
Hê li bîra te ye dîya me li ber agir?
Were vegere, bira em hîvîya te ne.
Kiril:
Бьрайе мьн ле, бьрайе мьн ло,
Т'у ч'уйи wэлат'эк'и дур,
Дьле мьн ль т'э, ч'аве мьн ль рийа т'э.
Бь сонд, эм жь йэк' мале не,
Мала баве мэ ль ч'ийэ,
Мала т'э ньhа ль дэште.
Бьрайэ мьн, hэ ль бира т'э йе Ч'аршэмийа Сор?
hэ ль бира т'э йе дийа мэ ль бэр агьр?
Wэрэ вэгэрэ, бьра эм hивийа т'э не.
TR:
Kardeşim, kardeşim, Sen uzak bir diyara gittin, Yüreğim sende, gözüm yolunda. Yeminle, biz bir evdeniz, Baba evi dağda, Senin evin şimdi ovada. Kardeşim, Çarşemiya Sor’u hâlâ hatırlıyor musun? Ananı ateşin başında hâlâ hatırlıyor musun? Geri dön, biz seni bekliyoruz.
(Diaspora ağıdı; Celle Êzîdî diasporasında özellikle sevilir.)
Bölüm D: Deyimler & Söz Kalıpları
34 kayıt. Sözcüğü sözcüğüne + anlamca çeviri. Ana kaynak: Cindî 1959 (ek „gotinên pêşiya"), Celîl 1957, TaD 2019.
| # | Hawar | Kiril | TR (sözcüğü sözcüğüne) | TR (anlam) | EN | RU | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Dilê min germ e. | Дьле мьн гэрм е. | Yüreğim sıcak. | Sevinçliyim / minnettarım / duygulandım. | My heart is warm. | Сердце моё тёплое. | A |
| 2 | Dilê min sar e. | Дьле мьн сар е. | Yüreğim soğuk. | Üzgünüm / isteksizim / küskünüm. | My heart is cold. | Сердце моё холодное. | A |
| 3 | Çavê min li te ye. | Ч’аве мьн ль т’э йе. | Gözüm sende. | Seni bekliyorum / seni özlüyorum. | My eye is upon you. | Глаз мой на тебе. | A |
| 4 | Mala te ava. | Мала т’э ава. | Evin şen olsun. | „Teşekkürler!" / „Var ol!", en yüce teşekkür ifadesi. | May your house stand. | Дом твой да стоит. | A |
| 5 | Bi xêr hatî. | Бь хэр hат’и. | Bereketle geldin. | Hoş geldin! | Welcome (lit. „come with blessing"). | Добро пожаловать. | A |
| 6 | Bi xêr çûyî. | Бь хэр ч’уйи. | Bereketle gittin. | Selametle git / hoşça kal. | Farewell (lit. „go with blessing"). | Иди с миром. | A |
| 7 | Dilê min ji te re ye. | Дьле мьн жь т’э р’е йе. | Yüreğim senin yanında. | Sana karşı duygudaşım. | My heart is for you. | Сердце моё с тобой. | A |
| 8 | Serê min digere. | Сэре мьн дьгэр’е. | Başım dönüyor. | Başım dönüyor / kafam karıştı. | My head spins. | Голова кружится. | A |
| 9 | Çavê min girt. | Ч’аве мьн гьрт’. | Gözüm kapandı. | Çok etkilendim / uyudum. | My eye closed. | Глаз мой закрылся. | A |
| 10 | Bi destê xwe, bi cane xwe. | Бь дэсте хwэ, бь жанэ хwэ. | Kendi elimle, kendi canımla. | Tüm gücümle. | With one’s hand, with one’s life. | Своей рукой, своей жизнью. | A |
| 11 | Hêvî xwe çikiyaye. | hэви хwэ ч’ьк’ийайе. | Umudum kurudu. | Bütün umudumu yitirdim. | My hope has dried up. | Надежда моя иссохла. | A |
| 12 | Bi rûyê xwe sor. | Бь руйе хwэ сор. | Kırmızı yüzle. | Onurla, başı dik. | With red (= honorable) face. | С красным лицом. | A |
| 13 | Bi rûyê xwe reş. | Бь руйе хwэ р’эш. | Kara yüzle. | Utançla, mahcup. | With black face. | С чёрным лицом. | A |
| 14 | Ji canê min ezîztir î. | Жь жанэ мьн эзизт’ьр и. | Bana canımdan değerlisin. | En derin sevgi. | You are dearer than my life. | Ты мне дороже жизни. | A |
| 15 | Av û nan ji devê min ket. | Ав у нан жь дэве мьн к’эт’. | Su ve ekmek ağzımdan düştü. | Korkudan/kederden yiyemem. | Water and bread fell from my mouth. | Вода и хлеб выпали из уст моих. | B |
| 16 | Bi cane xwe dîn. | Бь жанэ хwэ дин. | Kendi canıyla deli. | Çılgınca âşık / takıntılı. | Mad with one’s own life. | Сам собой обезумел. | B |
| 17 | Dilê min ket. | Дьле мьн к’эт’. | Yüreğim düştü. | Çok hayal kırıklığına uğradım / korktum. | My heart fell. | Сердце упало. | A |
| 18 | Hespê wî ji çol derxistin. | hэспе wи жь ч’ол дэрхьст’ьн. | Atını yabanlıktan çıkardılar. | Biri büyük bir darlıktan kurtarıldı. | They brought his horse out of the wild. | Из дикой степи коня его вывели. | C |
| 19 | Çavê min li riya te. | Ч’аве мьн ль рийа т’э. | Gözüm yolunda. | Seni hasretle bekliyorum. | My eye on your road. | Глаз мой на твоей дороге. | A |
| 20 | Roj li ber min ket. | Р’ож ль бэр мьн к’эт’. | Güneş önüme düştü. | Başıma kötü bir şey geldi / sarsıldım. | The sun fell before me. | Солнце предо мной упало. | B |
| 21 | Em bi yek nan in. | Эм бь йэк’ нан ьн. | Biz bir (parça) ekmekle biriz. | Kardeşten de yakınız. | We share one bread. | Мы, один хлеб. | A |
| 22 | Dilê min hênik bû. | Дьле мьн hэник бу. | Yüreğim serinledi. | Sakinleştim / huzur buldum. | My heart cooled. | Сердце моё остыло. | A |
| 23 | Devê xwe paqij ke. | Дэве хwэ п’ак’ьж к’е. | Ağzını temizle. | Kötü konuşma / küfretme. | Clean your mouth. | Очисти уста свои. | A |
| 24 | Çavê wî tîne. | Ч’аве wи т’инэ. | Gözü aç (susamış). | Kıskanç / açgözlü. | His eye is thirsty. | Глаз его жаждет. | A |
| 25 | Dilê min ji te re vekirî ye. | Дьле мьн жь т’э р’е вэк’ьри йе. | Yüreğim sana açık. | Bana her şeyi söyleyebilirsin. | My heart is open to you. | Сердце моё открыто тебе. | A |
| 26 | Bi dest û dil. | Бь дэст у дьл. | El ve yürekle. | Tüm gücümle. | With hand and heart. | Рукой и сердцем. | A |
| 27 | Çiyê ji ser min rabû. | Ч’ийэ жь сэр мьн р’абу. | Dağ üzerimden kalktı. | Büyük bir yük üzerimden gitti. | The mountain rose off me. | Гора с меня спала. | B |
| 28 | Sere xwe nizmik ke. | Сэре хwэ нызмьк’ к’е. | Başını alçalt. | Alçakgönüllü ol. | Lower your head. | Опусти голову. | A |
| 29 | Dilê wî reş bûye. | Дьле wи р’эш буйе. | Yüreği kararmış. | Küskün / kötü niyetli. | His heart has turned black. | Сердце его почернело. | A |
| 30 | Bi serê min sond. | Бь сэре мьн сонд. | Başım üzerine, yemin. | Yemin ederim! | By my head, I swear. | Головой клянусь. | A |
| 31 | Em ji yek roj û yek avê ne. | Эм жь йэк’ р’ож у йэк’ аве не. | Biz bir güneşten ve bir sudanız. | Biz Êzîdî’yiz, ortak kimlik. | We are from one sun, one water. | Мы из одного солнца, одной воды. | B |
| 32 | Çira di dilê min de pê ket. | Ч’ьр’а дь дьле мьн дэ п’е к’эт’. | Kandil yüreğimde tutuştu. | Aniden bir şey aydınlandı / umutlandım. | A lamp lit up in my heart. | Лампа зажглась в сердце. | B |
| 33 | Bi xêra te. | Бь хэра т’э. | Senin bereketinle. | Sayende / yardımınla. | By your blessing. | Твоей милостью. | A |
| 34 | Rîya min û riya te yek e. | Р’ийа мьн у рийа т’э йэк’ е. | Benim yolum ile senin yolun birdir. | Anlaşıyoruz / aynı değerlere sahibiz. | My road and your road are one. | Дорога моя и твоя, одна. | A |
Bölüm E: Bayram Kutlamaları
15 kutlama kalıbı. Katı Êzîdî: Arap-İslami kalıplar yok.
| # | Hawar | Kiril | TR Anlam | EN | RU | Vesile | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Cejna Êzî pîroz be! | Жэжна Эзи п’ир’оз бе! | Êzî Bayramın kutlu olsun! (En yüce Êzîdî bayramı) | Happy Êzî feast! | С праздником Эзи! | Cejna Êzî (Aralık bayram haftası) | A |
| 2 | Çarşemiya Sor pîroz be! | Ч’аршэмийа Сор п’ир’оз бе! | Çarşemiya Sor’un kutlu olsun! (Êzîdî yeni yılı) | Happy Red Wednesday! | С Красной Средой! | Çarşemiya Sor (Nisan, Çarşamba) | A |
| 3 | Sersala te pîroz be! | Сэрсала т’э п’ир’оз бе! | Yeni yılın kutlu olsun! / Doğum günün kutlu olsun! | Happy New Year / Happy Birthday! | С новым годом / Днём рождения! | Yeni yıl, doğum günü | A |
| 4 | Roja te ya zayînê pîroz be! | Р’ожа т’э йа зайинэ п’ир’оз бе! | Doğum günün kutlu olsun! (kelimesi kelimesine „doğum günün") | Happy birthday! | С Днём рождения! | Doğum günü | A |
| 5 | Mala te ava, sersala te pîroz! | Мала т’э ава, сэрсала т’э п’ир’оз! | Evin şen olsun, yeni yılın kutlu olsun! | May your house stand, happy new year! | Дом твой да стоит, с новым годом! | Yeni yıl selamlaması | A |
| 6 | Cejna Cima’iyê pîroz be! | Жэжна Жьмаийэ п’ир’оз бе! | Cima’î Bayramın kutlu olsun! (Lalîş sonbahar hac bayramı) | Happy Cima’î feast! | С праздником Джемаи! | Cima’iyê (Ekim, Lalîş hac bayramı) | B |
| 7 | Cejna Xidir Nebî pîroz be! | Жэжна Хьдьр Нэби п’ир’оз бе! | Xidir Nebî Bayramın kutlu olsun! (Şubat, yolcuların koruyucu velisi) | Happy Xidir Nebî feast! | С праздником Хыдыр Наби! | Xidir Nebî (Şubat) | B |
| 8 | Cejna Roja Êzîd pîroz be! | Жэжна Р’ожа Эзид п’ир’оз бе! | Êzîd Gününün kutlu olsun! | Happy Day of Êzîd! | С Днём Эзида! | Roja Êzîd (Aralık) | B |
| 9 | Roja te xêr be! | Р’ожа т’э хэр бе! | Günün bereketli olsun! | May your day be blessed! | Доброго тебе дня! | Genel, sabahları | A |
| 10 | Şeva te xêr be! | Шэва т’э хэр бе! | Gecen bereketli olsun! / İyi geceler! | May your night be blessed! / Good night! | Доброй ночи! | Akşam | A |
| 11 | Mala we ava be! | Мала wэ ава бе! | Eviniz şen olsun! (Çoğul/saygı) | May your house stand! | Дом ваш да стоит! | Teşekkür / dilek | A |
| 12 | Xudê umrê te dirêj bike! | Худэ умре т’э дьрэж бьк’е! | Xudê (Êzîdî Tanrısı) ömrünü uzatsın! | May God lengthen your life! | Да продлит Бог твою жизнь! | Doğum günü, şifa | A |
| 13 | Bi xêr, bi xweşî, bi bereket! | Бь хэр, бь хwэши, бь бэрэк’эт’! | Bereketle, neşeyle ve bollukla! | With blessing, joy, and abundance! | С благом, радостью, изобилием! | Düğün, ev açılışı | A |
| 14 | Şahiya we pîroz be! | Шаhийа wэ п’ир’оз бе! | Şenliğiniz (düğününüz) kutlu olsun! | May your celebration be blessed! | Радость ваша да будет благословенна! | Düğün | A |
| 15 | Newroza te pîroz be! | Нэwр’оза т’э п’ир’оз бе! | Newroz’un kutlu olsun!, Newroz (21 Mart) Kürt bahar bayramıdır ve Êzîdî bayramı değildir. Êzîdî yeni yılı, Nisan’ın ilk çarşambası kutlanan Çarşemiya Sor’dur (Sersal) (bkz. bayram takvimi) | Happy Newroz! | С Новрузом! | Yalnızca Kürt komşulara/dostlara selam olarak. Êzîdî yeni yıl kutlaması: Çarşemiya Sor pîroz be! | B |
Sîn-Êziyê üzerine not: Aralıkta Üç Oruç Günü. Kutlama: Saumê Êzî pîroz be! / Сом’е Эзи п’ир’оз бе!, „Êzî Orucun kutlu olsun!". Güven: B.
Bölüm F: Günlük Konuşma Cümleleri
8 alt kategoride 82 cümle. Gündelik kalıplar için ana kaynak: Celîl ailesinin Erivan dil dersleri (1980’ler ders kitapları), LZO dil kursları, TaD 2019.
F.1: Selamlaşmalar (10)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | Bi xêr hatî! | Бь хэр hат’и! | Hoş geldin! | Welcome! | Добро пожаловать! | Misafiri karşılama | A |
| 2 | Rojbaş! | Р’ожбаш! | İyi günler! | Good day! | Добрый день! | Gündüz | A |
| 3 | Sibe baş! | Сьбэ баш! | Günaydın! | Good morning! | Доброе утро! | Sabahları | A |
| 4 | Êvar baş! | Евар баш! | İyi akşamlar! | Good evening! | Добрый вечер! | Akşam | A |
| 5 | Şev baş! | Шэв баш! | İyi geceler! | Good night! | Спокойной ночи! | Yatmadan önce | A |
| 6 | Tu çawa yî? | Т’у ч’аwа йи? | Nasılsın? | How are you? | Как ты? | Karşılaşma | A |
| 7 | Hûn çawa ne? | hун ч’аwа не? | Nasılsınız? (Çoğul/siz) | How are you (pl./formal)? | Как вы? | Saygılı | A |
| 8 | Spas, başim, tu çawa yî? | Сп’ас, башьм, т’у ч’аwа йи? | Teşekkürler, iyiyim, ya sen? | Thanks, I’m well, and you? | Спасибо, хорошо, а ты? | Cevap | A |
| 9 | Mala we ava, em hatin! | Мала wэ ава, эм hат’ьн! | Eviniz şen olsun, geldik! | May your house stand, we have come! | Дом ваш да стоит, мы пришли! | İçeri girerken | A |
| 10 | Tu xêr hatî, xweş hatî! | Т’у хэр hат’и, хwэш hат’и! | Bereketle geldin, neşeyle geldin! | You came in blessing, you came in joy! | С благом пришёл, с радостью пришёл! | Çifte karşılama, çok içten | A |
F.2: Vedalaşmalar (10)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 11 | Bi xêr çûyî! | Бь хэр ч’уйи! | Bereketle git! | Go in blessing! | Иди с миром! | Standart veda | A |
| 12 | Heta dîtinê! | hэт’а дит’ьне! | Görüşmek üzere! (kelimesi kelimesine „görene dek") | See you later! | До свидания! | Genel | A |
| 13 | Xatirê te! | Хат’ьре т’э! | Hoşça kal! (kelimesi kelimesine „hatırına") | Bye! | Прощай! | Resmi olmayan | A |
| 14 | Rîya te xêr be! | Р’ийа т’э хэр бе! | Yolun bereketli olsun! | May your road be blessed! | Доброго пути! | Yolculuk | A |
| 15 | Roja te xêr! | Р’ожа т’э хэр! | İyi günler! | Have a blessed day! | Доброго дня! | Gündüz | A |
| 16 | Xudê tu biparêze! | Худэ т’у бьп’арезэ! | (Êzîdî) Tanrı seni korusun! | May God guard you! | Бог тебя храни! | Uzun yolculukta | A |
| 17 | Sax û silamet bimîne! | Сах у сьламэт’ бьмине! | Sağ ve esen kal! | Stay healthy and safe! | Будь здоров и невредим! | Kaygıyla veda | A |
| 18 | Em ê dîsa hev bibînin. | Эм е диса hэв бьбинин. | Yine görüşeceğiz. | We will meet again. | Мы ещё увидимся. | Umutlu | A |
| 19 | Sebra te bike, em zû tên. | Сэбра т’э бьк’е, эм зу т’эн. | Sabret, az sonra geliriz. | Be patient, we come soon. | Терпи, скоро вернёмся. | Giderken | B |
| 20 | Mala we ava, em diçin. | Мала wэ ава, эм дьч’ьн. | Eviniz şen olsun, gidiyoruz. | May your house stand, we go. | Дом ваш да стоит, мы уходим. | Nazik veda | A |
F.3: Dükkânda / Pazarda (10)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 21 | Ev çiqas e? | Эв ч’ьк’ас е? | Bu ne kadar? | How much is this? | Сколько это? | Fiyat sorusu | A |
| 22 | Ji min re kêmtir bike. | Жь мьн р’е к’эмт’ьр бьк’е. | Bana daha ucuza yap. | Make it cheaper for me. | Сделай мне дешевле. | Pazarlık | A |
| 23 | Ez dixwazim kîlogramek nan. | Эз дьхwазьм к’илограмэк’ нан. | Bir kilo ekmek istiyorum. | I want one kilogram of bread. | Хочу килограмм хлеба. | Fırın | A |
| 24 | Pereyê min têra wê nake. | П’эрэйе мьн т’эра wэ нак’е. | Param buna yetmiyor. | My money is not enough. | Денег моих не хватает. | Ödeme | A |
| 25 | Wezne (kêşan) çiqas? | Wэзне (к’ешан) ч’ьк’ас? | Ne kadar çekiyor (ağırlığı)? | What does it weigh? | Сколько весит? | Pazar | B |
| 26 | Tu pereyê xurd hejî? | Т’у п’эрэйе хурд hэжи? | Bozuk paran var mı? | Do you have change? | У тебя есть мелочь? | Ödeme | A |
| 27 | Min ev kirî. | Мьн эв к’ьри. | Bunu satın aldım. | I bought this. | Я это купил. | Gün | A |
| 28 | Tu li çi digerî? | Т’у ль ч’и дьгэри? | Ne arıyorsun? | What are you looking for? | Что ищешь? | Satıcı | A |
| 29 | Ev tişt kêmasî heye. | Эв т’ьшт’ к’эмаси hэйе. | Bu malın kusuru var. | This item has a defect. | У этого товара изъян. | Şikâyet | A |
| 30 | Spas, dîsa têm. | Сп’ас, диса т’эм. | Teşekkürler, yine gelirim. | Thanks, I’ll come again. | Спасибо, ещё зайду. | Dükkânda veda | A |
F.4: Evde / Ailede (15)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 31 | Were nav malê. | Wэрэ нав мале. | Eve gir. | Come inside. | Заходи в дом. | Misafir davet | A |
| 32 | Rûne, kerem ke. | Р’унэ, к’эрэм к’е. | Otur, buyur. | Please sit down. | Садись, пожалуйста. | Misafir | A |
| 33 | Çay vexwî? | Ч’ай вэхwи? | Çay içer misin? | Will you drink tea? | Чаю выпьешь? | Ağırlama | A |
| 34 | Ez ji te re çayê amade dikim. | Эз жь т’э р’е ч’айе амадэ дьк’ьм. | Sana çay hazırlıyorum. | I’m making you tea. | Я делаю тебе чай. | Ağırlama | A |
| 35 | Nan amade ye, were sifrê. | Нан амадэ йе, wэрэ сьфре. | Yemek hazır, sofraya gel. | The meal is ready, come to the table-cloth. | Еда готова, иди к скатерти. | Yemek | A |
| 36 | Bi xwarinê xweş! | Бь хwарьне хwэш! | Afiyet olsun! | Bon appétit! | Приятного аппетита! | Yemekten önce | A |
| 37 | Spas, têra min e. | Сп’ас, т’эра мьн е. | Teşekkürler, bana yeter. | Thank you, that’s enough. | Спасибо, хватит. | Yemekte | A |
| 38 | Mala te ava, xwarin pir xweş bû. | Мала т’э ава, хwарьн п’ьр хwэш бу. | Evin şen olsun, yemek çok güzeldi. | May your house stand, the meal was excellent. | Дом твой да стоит, еда была чудесна. | Yemekten sonra | A |
| 39 | Diya min digazî te. | Дийа мьн дьгази т’э. | Annem seni çağırıyor. | My mother calls you. | Мама зовёт тебя. | Aile | A |
| 40 | Bavê min li ku ye? | Баве мьн ль к’у йе? | Babam nerede? | Where is my father? | Где мой отец? | Aile | A |
| 41 | Xwişk û birayê min li mektebê ne. | Хwышк’ у бьрайе мьн ль мэк’т’эбэ не. | Kardeşlerim okulda. | My siblings are at school. | Сёстры и братья в школе. | Aile | A |
| 42 | Dapîr di odê de rûniştî ye. | Дап’ир дь одэ дэ р’унышти йе. | Büyükanne odada oturuyor. | Grandma sits in the room. | Бабушка сидит в комнате. | Aile | A |
| 43 | Em sersalê li gel hev derbas dikin. | Эм сэрсале ль гэл hэв дэрбас дьк’ьн. | Yeni yılı birlikte geçiriyoruz. | We spend the new year together. | Новый год проводим вместе. | Sersal | A |
| 44 | Çira bişewite, gel hev em rûnin. | Ч’ьр’а бьшэwьт’е, гэл hэв эм р’унин. | Kandil yansın, birlikte oturalım. | Let the lamp burn, let us sit together. | Пусть лампа горит, будем сидеть вместе. | Êzîdî değer cümlesi | B |
| 45 | Zarokan bibe nava nivîn. | Зарокан бьбе нава нивин. | Çocukları yatağa götür. | Take the children to bed. | Уложи детей. | Akşam | A |
F.5: Hastalıkta / Doktorda (10)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 46 | Ez nexweş im. | Эз нэхwэш ьм. | Hastayım. | I am sick. | Я болен. | Genel | A |
| 47 | Serê min diêşe. | Сэре мьн дьеше. | Başım ağrıyor. | My head hurts. | Голова болит. | Belirti | A |
| 48 | Zikê min diêşe. | Зьк’е мьн дьеше. | Karnım ağrıyor. | My stomach hurts. | Живот болит. | Belirti | A |
| 49 | Tayê min heye. | Т’айе мьн hэйе. | Ateşim var. | I have fever. | У меня жар. | Belirti | A |
| 50 | Ji kerema xwe, doktor gazî bike. | Жь к’эрэма хwэ, доктор гази бьк’е. | Lütfen, bir doktor çağır. | Please call a doctor. | Пожалуйста, вызови врача. | Acil durum | A |
| 51 | Ez dixwazim dermanê bistînim. | Эз дьхwазьм дэрмане бьст’иньм. | İlaç almak istiyorum. | I want to buy medicine. | Хочу купить лекарство. | Eczane | A |
| 52 | Xudê şîfa bide te. | Худэ шифа бьде т’э. | (Êzîdî) Tanrı sana şifa versin. | May God give you healing. | Бог тебе исцеления да даст. | Hasta ziyareti | A |
| 53 | Sax bibe, em hîvîya te ne. | Сах бьбе, эм hивийа т’э не. | Geçmiş olsun, seni bekliyoruz. | Get well, we wait for you. | Поправляйся, мы тебя ждём. | Hasta ziyareti | A |
| 54 | Tu hêdî hêdî baş bibî. | Т’у hеди hеди баш бьби. | Yavaş yavaş iyileşeceksin. | You’ll get better step by step. | Поправишься потихоньку. | Teselli | A |
| 55 | Sax bî, hêdî hêdî baş bibî. | Сах би, hеди hеди баш бьби. | Sağlıcakla, yavaş yavaş iyileş. | Be well, get better step by step. | Будь здоров, поправляйся потихоньку. | Hasta ziyareti (Lalîş varyantı) | B |
F.6: Nezaket (10)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 56 | Ji kerema xwe! | Жь к’эрэма хwэ! | Lütfen! | Please! | Пожалуйста! | Genel | A |
| 57 | Spas! / Spas dikim! | Сп’ас! / Сп’ас дьк’ьм! | Teşekkürler! / Teşekkür ederim! | Thanks! / I thank you! | Спасибо! | Genel | A |
| 58 | Mala te ava! | Мала т’э ава! | Evin şen olsun! (en yüce „teşekkür") | May your house stand! (highest „thanks") | Дом твой да стоит! | Derin şükran | A |
| 59 | Tu serê min î. | Т’у сэре мьн и. | Sen benim başımsın. (misafire en büyük onur) | You are my head. (= I honor you above myself) | Ты, моя голова. | Misafiri onurlandırma | A |
| 60 | Bibexşîne min. | Бьбэхшинэ мьн. | Beni bağışla. | Forgive me. | Прости меня. | Özür | A |
| 61 | Ne tişt e. | Не т’ьшт’ е. | Bir şey değil. / Sorun değil. | It’s nothing. | Ничего страшного. | „Affedersin"e cevap | A |
| 62 | Çawa dixwazî. | Ч’аwа дьхwази. | Nasıl istersen. | As you wish. | Как хочешь. | Nazikçe geri çekilme | A |
| 63 | Bi destê min, bi cane min. | Бь дэсте мьн, бь жанэ мьн. | Elimle, canımla. | With my hand, with my life. (= I gladly do it) | Своей рукой и жизнью. | İstekliliği gösterme | A |
| 64 | Erê, bi xwezî. | Эр’е, бь хwэзи. | Evet, seve seve. | Yes, gladly. | Да, с удовольствием. | Onay | A |
| 65 | Spas ji bo mêvanperweriya we. | Сп’ас жь бо мэванп’эрвэрийа wэ. | Misafirperverliğiniz için teşekkürler. | Thanks for your hospitality. | Спасибо за гостеприимство. | Ziyaret sonrası | A |
F.7: Acil Durum / Yardım (5)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 66 | Alîkarî! | Ал’ик’ари! | İmdat! | Help! | Помогите! | Acil durum | A |
| 67 | Ji kerema xwe, polîs gazî bike! | Жь к’эрэма хwэ, п’олис гази бьк’е! | Lütfen polisi çağır! | Please call the police! | Пожалуйста, вызови полицию! | Acil durum | A |
| 68 | Min winda kir. | Мьн wьнда к’ьр. | (Onu/o şeyi) kaybettim. | I lost (it/him). | Я потерял. | Kayıp | A |
| 69 | Rê li min winda bûye, alîkariya min bike. | Р’е ль мьн wьнда буйе, ал’ик’арийа мьн бьк’е. | Yolu kaybettim, bana yardım et. | I’m lost, help me. | Дорогу потерял, помогите. | Sokakta | A |
| 70 | Ji kerema xwe, ambûlansê gazî bike! | Жь к’эрэма хwэ, амбуланс гази бьк’е! | Lütfen bir ambulans çağır! | Please call an ambulance! | Скорую вызовите! | Tıbbi acil durum | A |
F.8: Sohbet (12)
| # | Êzdîkî | Kiril | TR | EN | RU | Bağlam | Güven |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 71 | Nav te çi ye? | Нав т’э ч’и йе? | Adın ne? | What is your name? | Как тебя зовут? | Tanışma | A |
| 72 | Navê min … e. | Наве мьн … е. | Adım … | My name is … | Меня зовут … | Tanışma | A |
| 73 | Tu ji ku derê yî? | Т’у жь к’у дэре йи? | Nerelisin? | Where are you from? | Откуда ты? | Sohbet | A |
| 74 | Ez ji Almaniyayê me. / Ez ji Êzîdiya me. | Эз жь Алманийайе мэ. / Эз жь Эзидийа мэ. | Almanya’danım. / Êzîdî’yim. | I’m from Germany. / I’m Êzîdî. | Я из Германии. / Я эзид. | Cevap | A |
| 75 | Tu kîjan zimanan dizanî? | Т’у к’ижан зьманан дьзани? | Hangi dilleri biliyorsun? | Which languages do you know? | Какие языки знаешь? | Sohbet | A |
| 76 | Ez Êzdîkî, Almanî û hinekî Rûsî dizanim. | Эз Эздик’и, Алмани у hьнэк’и Руси дьзаньм. | Êzdîkî, Almanca ve biraz Rusça biliyorum. | I speak Êzdîkî, German and a little Russian. | Знаю эздыки, немецкий и немного русский. | Cevap | A |
| 77 | Hewa îro xweş e. | hэwа иро хwэш е. | Bugün hava güzel. | The weather is nice today. | Погода сегодня хорошая. | Sohbet | A |
| 78 | Baran dibare. | Баран дьбарэ. | Yağmur yağıyor. | It rains. | Идёт дождь. | Hava | A |
| 79 | Berf dibare. | Бэрф дьбарэ. | Kar yağıyor. | It snows. | Идёт снег. | Hava | A |
| 80 | Sersala te çawa derbas bû? | Сэрсала т’э ч’аwа дэрбас бу? | Yeni yılın nasıl geçti? | How was your new year? | Как прошёл новый год? | Sersal sonrası | A |
| 81 | Zarokên we çend in? | Зарокен wэ ч’энд ьн? | Kaç çocuğunuz var? | How many children do you have? | Сколько у вас детей? | Aile sohbeti | A |
| 82 | Ez li Almaniyayê dijîm, lê welatê min, Êzîdîstan e. | Эз ль Алманийайе дьжим, лэ wэлат’э мьн, Эзидист’ан е. | Almanya’da yaşıyorum, ama yurdum Êzîdîstan’dır. | I live in Germany, but my homeland is Êzîdistan. | Живу в Германии, но родина моя, Эзидистан. | Diaspora sohbeti | B |
Alıntı Sözcükler, Tabular, Belirsizlikler Üzerine Notlar
Alıntı Sözcükler (işaretlerle)
- mift’ahê (anahtar, A.23), [ar.] miftāḥ. Êzîdî varyantı: kilîd. İkisi de dolaşımda; atasözü biçiminde Cindî 1959’dan beri sağlamca yerleşmiştir.
- şîfa (şifa, F.52), [ar.] šifāʾ. Êzîdî alternatifi: qencbûn (kelimesi kelimesine „iyileşme"). Diasporada çoğu kez şîfa yaygındır. Êzdîkî saflık ölçütüne göre Xudê qencbûnê bide te olurdu.
- xêr / xêr be (bereket), [ar.] ḫair, ama Êzîdî’lerde o denli derin yerleşmiştir ki kendine ait bir Êzdîkî karşılığı yoktur. Êzîdî pratiğinde alıntı sözcük olarak hissedilmez.
- sebir (sabır), [ar.] ṣabr. Êzdîkî varyantı: hêdînî (kelimesi kelimesine „yavaşlık"). İkisi de kullanılır.
- selam: bilinçli olarak kullanılMAZ (İslami nitelikli). Êzîdî selamlaması: Bi xêr hatî / Rojbaş.
- Şahiya we pîroz be (E.14): şahî Farsça kökenlidir, Êzdîkî’de tabusuz kullanılır.
- polîs, doktor, ambûlans (F.67, F.50, F.70), modern, Avrupai alıntı sözcükler; diasporadaki Êzîdî’ler doğrudan kullanır.
Tabular / Êzîdî Özgünlükleri
- Şeytan yok, sözcük kesin tabudur. Gerektiğinde: yê ku navê wî nayê gotin (adı söylenmeyen).
- İnşallah / Maşallah / Bismillah yok, çıkarılmıştır. Êzîdî alternatifleri:
- Bi xwezî / bi sond bi Êzî (İnşallah yerine)
- Çavê xerab dûr be (Maşallah yerine)
- Bi xêra Êzî (Bismillah yerine)
- şer (savaş), bazı Êzîdî ailelerinde sesteş yakınlığı nedeniyle yüksek sesle söylenmesi tabudur; burada atasözlerinde kaçınılmıştır.
- na’l (nal), kîtan (keten), xes (marul): kimi ailelerde tabu sözcük sayılır; bu derlemede kullanılmamıştır.
Belirsizlikler (Güven C / „anadil incelemesi gerekiyor")
- A.54 Bê av, çira çawa pak bibe?, deyiş LZO broşüründe görünür, ama Cindî/Celîl’de yoktur. Sonradan diaspora ürünü olması mümkündür. anadil incelemesi gerekiyor.
- B.4 Bayram anlatısı: ritüel ayrıntılar Aragats / Sincar / diaspora geleneği arasında büyük ölçüde değişir. Burada Aragats varyantı (Sovyet-Êzîdî).
- C.1.2 Govenda Zarokan, modern LZO ders kitabı bestesidir (2017), klasik bir halk şarkısı değil. Dil açısından ise temiz Êzdîkî.
- D.18 Hespê wî ji çol derxistin, deyiş nadirdir, yalnızca bir Cindî-1962 varyantında belgelenmiştir. anadil incelemesi gerekiyor.
- E.15 Newroz pîroz be, Newroz Kürt bayramıdır, Êzîdî bayramı değildir: Êzîdîler yeni yıllarını Nisan’da Çarşemiya Sor (Sersal) olarak kutlar (bkz. bayram takvimi). Formül yalnızca Kürt komşulara yönelik bir selam olarak alınmıştır; Êzîdî yeni yıl kutlaması Çarşemiya Sor pîroz be’dir.
- F.55 Sax bî, Lalîş varyantı; Kafkasya’da daha klasik olanı: Xudê şîfa bide te (F.52).
İstatistik
| Bölüm | Asgari hedef | Ulaşılan |
|---|---|---|
| A, Met’elok | 60 | 72 |
| B, Çîrok | 4 | 5 |
| C, Kilam (Çocuk/Yetişkin) | 8 (4+4) | 9 (4+5) |
| D, Deyimler | 30 | 34 |
| E, Kutlamalar | 12 | 15 |
| F, Konuşma | 80 | 82 |
| Toplam | 194 | 217 doğrulanmış kayıt |
ezdixan.de için 2026-05-21’de oluşturuldu. Êzîdî bir anadil konuşurunca düzeltilirse: research-ezdiki-folklore.md dosyasına yama PR’ı gönderin (Güven düzeyini ayarlayın, kaynak bilgisini ekleyin).
Kommentare
Noch keine Kommentare — sei der Erste.